Erken modern devletler ekonomilerini ve siyasi mekanizmalarını silah teknolojilerini geliştirmek üzere değiştirmişler ve bunları ordularına etkin olarak uygulayabilecek şekilde organize etmişlerdir. 16. yüzyıla gelindiğinde ateşli silahların ordular için giderek vazgeçilmez bir hale gelişine tanık olunur. Devletler artık ordularını piyade temelli ateşli silahlar etrafında oluşturmakta ve temel taktiklerini ateşli silahları etkin bir şekilde kullanmak üzere değiştirmekteydiler. Erken modern dönemdeki iki önemli imparatorluk ve Avrupa özelinde gelişmiş birkaç şehir devleti öne çıkmaktaydı; Osmanlı imparatorluğu bu iki imparatorlukdan biriydi diğer imparatorluk ise Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu’ydu. Bu iki imparatorluk 16. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren Balkanların kuzeybatısında, özellikle Budin hakimiyeti için uzunca bir süre mücadeleci edecekti. Bu mücadele özellikle askeri tarih açısından önem arz etmekteydi nitekim iki imparatorluk da ateşli silah teknolojisini hızlı bir şekilde benimseyip ordularını adapte edebilmişti. Osmanlı İmparatorluğu’nu Habsburg İmparatorluğu’ndan ayıran en önemli kabiliyetlerinden biri yönetim sisteminden kaynaklanan lojistik avantajıydı. Bu yönetim sistemi Osmanlı İmparatorluğu’na, daha hızlı ve daha etkin bir şekilde endüstriyel üretim ve hammadde sağlamasına yardımcı olmaktaydı. Göstereceğimiz belgede de Avrupa’daki endüstrilerden daha farklı bir yapıya sahip olduğunu görebileceğiz.

Sebeb-i tahrir tevkii refii hümayun oldur ki
Haliya …. kal’asında yevmi altı akçe topçu olan, hazine-i ferman-ı şerif Bosnalı İlyas mal-ı saadetten mukidden yedişer çadır taleb edüb, vazifesin üzerine mukarrer bulunmağın sene seb’a işrin ve semaniye rebiülahirinin gurresinde müceddeden iş bu berat-ı hümayunu verdim ve buyurdum ki ber karar sabık kala-i mezkurede topçu obüs şevliği vezaifi hizmetin müeddi kıldıktan sonra ulufesi sair mevaddatlarıyla yerinden havale oluna. Şöyle bileler alamet-i şerifimi itimad kılalar
Öncelikle inceleyeceğimiz beratın tam olarak ne anlattığını anlamamız gerekmektedir. Bosnalı İlyas denen bir topçu ustasının hazineden belirtilen malzemeyi almış olduğu ve bahsedilen kalede hala görevinde bulunduğundan bahsediliyor. Belirtilen tarihte tekrardan bir berat verildiği ve mevadatlarıyla (muhtemelen özel iş malzemelerinden bahsediliyor) havale olunması gerektiği belirtiliyor.
Dikkat edilmesi gereken nokta ise beratın fiziksel yapısıdır. Öncelikle belgenin tarihi I. Süleyman’ın ilk yıllarına denk gelmektedir. Zaten beratta yer alan müceddeden ifadesi beratın yenilendiğini gösterir (beratlar özel olarak, yeni padişahın tahta çıkmasından sonra yenilenmektedir). Beratın fiziksel özelliklerinden önemli olup olmadığını çeşitli şekillerde anlayabiliriz. Kimi beratlarda yer alan daha detaylı elkaplar (lakap) belgenin önemli olduğunu gösterirken kimi belgelerde ise beratın malzemesinden yani belgenin kağıt kalitesinden anlaşılır. Bu berattaki önemli kısım ise tuğra kısmının altın pullarla süslenmiş olmasıdır. Konunun öneminin anlaşılması için Osmanlılarda beratların kimlere ne gibi şartlarda verildiginin araştırılması daha da yardımcı olacaktır.
Belgeyle alakalı bir diğer önemli husus da Osmanlı topçuluğunun ve endüstrisinin yapısına örnek teşkil etmesidir. Belgede adı geçen şahısın hazineden bir talebi bulunmaktadır, bu talep üzerinden Osmanlı İmparatorluğu’nun silah endüstrisi hakkında bilgi edinebiliriz.
Avrupa’daki demirciler ve top ustalarının devletle olan ilişkiler Osmanlı’da olan ilişkilerden farklı bir yapı arz eder. Avrupa’da üretim başlamadan önce ustalar ve devlet arasında bir anlaşma söz konusudur (devlet, kral, prens, kont vs. yöneticiler ustaların konumlarını kabul etmektedirler ve kendi özel emekleri ve getirilerinin olduğunu kabul etmektedirler) bu gibi mütekabiliyet esasî üzerine gelişen endüstriyel üretimler her ne kadar 15. ve 14. yüzyılda görülmemişse de 16. yüzyıl boyunca gelişen teknoloji ve artan usta sayısıyla Avrupa içinde görece daha serbest bir ortamın öne çıktığı söylenebilir her ne kadar ilk başlarda deli tekelimde gelişse de özellikle Almanya’da ve İtalya’da bu farklılaşmayı daha net bir şekilde görebilmekteyiz aynı şekilde İsveç’in 17. yüzyıldaki gelişiminde etkili olan isimler de bu görece serbest üretim ortamı içinde ortaya çıkabilmişlerdi.
Aynı şekilde İngiltere’de başta devlet tekelinde doğan ve daha sonra gelişen demir üretim endüstrisi de yine ilerleyen süreçlerde görece serbestlik göze çarpar. Fakat Osmanlı imparatorluğu için her ne
kadar ustaların Tophane-i Amire’de içinde istihdamı ve belirli şekilde anlaşmalara söz konusuysa da bu mütekabiliyet durumunda genelde devlet lehine oldukça büyük bir ağırlık söz konusudur, daha doğrusu devletin lehine olan ağırlık Avrupa’daki endüstrinin ilişkilerine göre daha fazlaydı . Tabii ki adı geçen İlyas Usta’nın hazineden herhangi bir talepte bulunması görünürdeki Avrupa’daki çağdaş endüstri üretim metodundan ve ilişkilerinden çok bağımsız olmasa da kendisinin belirle yerlere görevlendirilmesi ve devletin kurumunda çalışması örnekleri Avrupa’daki
çağdaşlardan farklıdır. Kendisi belki de çok şiddetli çatışmaların ortasında kalma ihtimaline rağmen belirtilen yerlere gönderilmiştir. Aynı durum Avrupa’da top teknolojisi ilk ortaya çıktığı zaman oldukça fazlaydı; ustalar hem top döküyordu hem de top kullanıyorlardı. İlyas Usta her ne kadar top kullanmasa ve kalede görevli olsa da aynı durumun aynı yıllardaki Avrupa’da daha az olduğunu ve değişmeye başladığını görebiliriz ki gitgide atölyeler ve özel işletmeler bir nevi ihale almaya çalışıp
kendi atölyelerinde dökeceklerdir bu durumu Osmanlı İmparatorluğu’nda 19.yy’ın sonlarına kadar göremeyeceğiz. Yukarıda bahsettiğimiz karşılıklı anlaşmalarda yöneticilerin tutumu ileriki süreçteki özel oluşumların temelini atacaktı ki nitekim 17. 18. ve 19. yüzyıldaki gelişmeler veya
sanayi dönemindeki gelişmeler silah-demir endüstrisi içerisinde yeşerecek böylece birbirleriyle hem etkilenip hem de etkileyecekti
Bahsedilmesi gereken bir diğer nokta ise İlyas Usta’nın Bosnalı olarak geçmesidir doğal olarak Bosnalı olduğunu var sayabileceğimiz İlyas Usta’nın Osmanlı’nın bir kalesinde neden bulunduğunu düşünebiliriz. Öncelikle kendisinin bir kalede görevli olup hazineden bir çadır talep
ettiği görünmekte akabinde muhtemelen aynı mevkiye veya kale dizlerine biraz gönderilmekte ve işinin karşılığını ödenip havale olunması gerektiği emredilmektedir.
Beratın fiziksel özelliğinden kendisinin iyi bir usta olduğu düşünülebilir nitekim kendisinin çok büyük ihtimalle Tophanede çalıştığını iddia etmemiz de kaliteli usta olmasından dolayı yani beratın fiziksel özelliklerinden de kaynaklanmasıyla oldukça yüksek gözükmektedir. Kendisinin I. Süleyman’ın ilk hükümdarlık yıllarına denk gelmesi yapılacak sefer için gerekli topların dökülmesi gerektiği şeklinde yorumlanabilir. Her ne kadar yukardaki gibi bahse geçen karelerde de mevcut dökümhaneler olsa da merkez tophane kadar gelişmemiş olduğu ve teknolojik gelişmiş olarak da yetersiz olduğu düşünülebilir.

Yorum bırakın