Pestalozzi ve Eğitim Anlayışı
Kısaca Hayatı
Pedagojinin ilk büyük isimlerinden olan Johann Heinrich Pestalozzi, 12 Ocak 1746 yılında Zürih’te doğdu. Döneminin ünlü isimlerinden olan Rousseau’nun Emile eserinden etkilendi, eğitim konusuna yoğunlaştı. 1775 yılında Neuhof diye adlandırdığı kendi çiftliğinde bir eğitim kurumu açtı. Bu eğitim kurumu yoksul çocuklar içindi. Ancak beş yıl sonra bu kurumu ekonomik sebeplerden ötürü kapatmak zorunda kaldı. Bu tarihten itibaren Pestalozzi, eğitim ile ilgili düşüncelerini yazmaya başladı. Çalışmalarıyla belli isimlerin dikkatini çekti ve 1792 yılında Fransa Ulusal Meclisi içinde Pestalozzi’nin de olduğu 18 kişiyi Fransa yurttaşlığı ile onurlandırdı. 1798 yılında Stans’da açılan yetimhanenin yöneticiliğine getirildi. Ancak kısa süre sonra binayı askeri hastaneye çevirmeleri nedeniyle buradaki çalışmaları da sonuçsuz kaldı. 1800-1804 yılları arasında Burgdorf’ta açtığı eğitim kurumunda çalışmalarına devam etti. 1804-1825 yılları arasında Yverdon’da yönettiği enstitü ilgi çekti ve diğer kurumlar açısından örnek oluşturdu. Ancak bu kurum da ekonomik sebeplerle kapanmak zorunda kaldı. Bunun üzerine Pestalozzi Neuhof’ta yaşamını sürdürdü ve eserlerini yazmaya devam etti. 1827 yılında Brugg’da öldü.
Görüşleri
Pestalozzi hem politik hem eğitim görüşlerinde aslında bir toplumsal reform hedeflemiştir. Asıl amacı halkı refaha götürecek köklü bir reformdur ve bu açıdan adeta bir “toplum mühendisi” olarak düşünmüştür. Yaşadığı dönemde revaçta olan Aydınlanma felsefesinden oldukça etkilenmiştir. Özellikle toplumsal alanda ideal yapıyı betimlerken Rousseau’nun Toplum Sözleşmesi eserinin izlerini görmekteyiz. Yine Aydınlanma düşüncesine paralel olarak, istediği toplumsal reformlar için bir “aydın despot” istemiştir. Daha sonra Fransız Devrimi gerçekleşince bu fikri değişmiş, monarşiden vazgeçmiş ve az önce söz ettiğimiz toplumsal sözleşme fikrini benimsemiştir.
Bahsi geçen reformları gerçekleştirmek amacıyla devlete bazı sorumluluklar yüklemiştir. Ona göre devletin özellikle halkın alt kesimini koruması ve yüceltmesi gerekir. Bu amaçla bakımevleri ve eğitim kurumları açılmalı ve yoksul kesimin rahatlaması için vergi adaleti sağlanmalıdır. Böylece yoksullar sosyal ve ekonomik hayata entegre edilerek yoksulluğun azalması sağlanacak ve sınıflar arasındaki ekonomik uçurum azaltılarak toplumsal refaha bir adım daha yaklaşılacaktır. Bahsettiği eğitim kurumlarında ise çok yönlü bir eğitim uygulayarak bireyin sadece teorik değil pratik bilgilere de sahip olması ve hayatında kullanabilmesini amaçlamıştır. Bu nedenle Pestalozzi, insanın sadece tek yönlü gelişimini hem bireysel hem toplumsal açıdan son derece sağlıksız bulmuş ve insan aklının duygularla ve işle desteklenmesi gerektiğini savunmuştur. Ona göre eğitimde inanç, duygu ve akıl birliği sağlanmalıdır. Bu yöntemle bedenin, zihnin ve kalbin eğitilerek çocukların sorumluluk sahibi örnek birer yurttaş olmalarını ve insanlığı daha iyiye götürmelerini amaçlamıştır. Eğitim sürecinin sanat ile desteklenmesini savunan Pestalozzi, sanatın etkisiyle hem bireyin hem de insanlığın yükseliş göstereceğine inanmıştır. Çocuklara köylerinin gereksinimlerine göre iş öğretmek; çocukların kısa vadede eğitim gördükleri kuruma katkıda bulunmalarını, uzun vadede ise meslek sahibi olup ilerleyen yıllarda geçim sıkıntısı çekmemelerini sağlayacaktı.
İlköğretim üzerine yoğunlaşan Pestalozzi, çocukların bencil düşüncelerden arındırılmasını ve toplum yararına düşünmesini sağlamak için öncelikle iyi bir aile eğitimine, sonrasında da o aile ortamını sağlayarak çocukları eğitecek bir ilköğretim kurumuna ihtiyaç duyduğunu söyler. Fransız Devrimi’nden sonra değişen düşünceleri aile eğitimine verdiği önemden ve özellikle anneye yüklediği görevden vazgeçmesine neden olmuştur. Çocuklar Fransız Devrimi’nin getirdiği kazanımları eski nesil tarafından değil, yeni dünyayı şekillendirecek olan öğretmenler tarafından öğrenmelidirler.
Pedagojinin kurucusu ve modern ilkokulun babası diye anılan Pestalozzi’nin adı İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Trogen köyünde kimsesiz çocuklar için kurulan eğitim kurumuna verilmiştir. Bu kurumu ziyaret edenlerin arasında Köy Enstitüleri’nin kurucularından olan İsmail Hakkı Tonguç da bulunmaktadır.

Yorum bırakın